Başarıyı getiren takım çalışması: The "Self-Organized" Scrum Teams

Daha sık etkileşmek gerekiyor diye düşünüyorum her zaman. Düşüncelerimizi ifade edebileceğimiz platformlarda; birbirimizin bilgilerini, fikirlerini paylaşalım; tecrübelerinden yararlanalım derdiyle...
 
Bu nedenle; keyif veriyor bana yazmak, anlatmak, daha kaliteliyi daha mutlu ortamlarda nasıl üretebilirizin peşinden koşmak.
 
Agile Manifesto'nun listelediği değerler arasında ilkini duymayanınız yoktur sanırım.
 
"Individuals and Interactions over processes and tools"
 
Bu ifadeden hareketle yol alalım. Çünkü;  proje yönetiminde aşılması gereken ana unsur insanlar arasındaki iletişim sorunu olmuştur daima ( kendimizi de dahil ederek). Yıllar geçtikçe tanıştığım bir çok kişinin de aynı dertten müzdarip olduğunu gördüm. 
 
Sağlıklı ekip iletişimi, ana damar  gibi tüm organları besleyen,  çalışmadığı takdirde; düzgün çıktı sunamayan ve çözümlenmezse dengesizliği arttıran temel ve vazgeçilmez bir unsurdur. Scrum’ın başarısı da buradan kaynaklıdır. Kendi dilinde aynı şeyi söyler. Ekipleri bu yapıya motive eder. Çünkü; sağlıklı ekip çalışması sinerji yaratır, tam tersi ise kaos. Klasik proje yönetiminin getirdiği alışkanlıklar ve uzmanlık alanlarımızdan gelen katı formasyonumuz süregiden geleneksel bir tavır oluşturmuştur.
 
Bu yaklaşım; Ekiplerimizi Scrum'a adapte etmenin ya da developer olarak Scrum'a adapte olmanın zor olduğunu düşünmemize sebep olmaktadır.
 
Bu nedenle benim çıkış noktam;
 
"Software is built by teams not individuals"
 
anlayışına sahip çıkmakla başlar.
 
"Scrum Transition" hiç bir zaman kolay değildir, organizasyonlardaki yerleşmiş kültürün ve alışkanlıkların değiştirilmesi zaman alır. John T. Chambers (Cisco CEO), Cisco'nun Scruma geçişini desteklerken, "We are transforming people" demişti.
 
Ve biliyoruz ki insanlar kendileri istemedikçe değişmezler.
 
O yüzden Scrum'ın sihirli bir değnek olmadığını ve ilk günden mesaisiz günler vaad etmediğini bilmek gerekir. Ben her zaman ilk sprintleri (1 ila 3 - 1 haftalık sürelerle) bu adaptasyona ayırır, ekip üretimine yönelik ölçümlemeleri yapar ve sonraki “Sprint Planning” toplantılarının sağlıklı geçmesi için veri toplarım. Her ekip birbirinden farklıdır. Dolayısı ile "Self-organizing" ekip mantığı biraz yontulmuştur bu ilk sprintlerde, ta ki ekibin birbirini tanıyıp iş yapış şekli ile güven artana kadar.
 
Bu dönemde Scrum Team, Scrum Master'ın müşterileridir. - Scott Downey (myspace)
 
Hedef her zaman, bu sprintlerin sonunda "we are all in this together" düşüncesini herkesin hissetmesini sağlamaktır aslında.  Ancak; bu ruha sahip bir  Scrum ekibi “self-organizing” ve “hyper productive” olabilir ve diğer Agile ekiplerinden ayrışabilir.

Ben yeni bir ekiple projeye başlamadan önce muhakkak 3-4 saatlik bir eğitim veririm. Ayaküstü konuşmalar, kulaktan duyumlar veya Scrum Guide okumak, start vermek için yeterli değildir hiçbir zaman.
 
Planlaması yapılan Sprintler için "Definition of Done" çok önemlidir. “Daily Meeting”lerde done kolonuna post-it taşımak sadece fiziki bir hareket olmamalı, taşınan her post-it’in temsil ettiği task hakkında ekipte hiçbir soru işareti kalmamalıdır. (Unutmayın “Daily Meeting” ler kısadır. Eğer herhangi bir konudan dolayı uzayacağını hissederseniz, Scrum Master olarak konuyu ilgili kişiyle, toplantı sonrasında, ekibin zamanını almadan konuşmalısınız.)
 
Bizler sayılara  önem verir ve doğru okumaya çalışırız. “Burn Down Chart”, “Velocity Graph” beyaz tahtanızdan eksik olmamalı, güncelliğini korumalıdır. Ekip performansını en net ve şeffaf  şekliyle ortaya koymanın başka yöntemi var mıdır!
 
En sevdiğim kısımdır "Retrospective Meeting" ler. Bir de konu neleri iyi yaptık, nerelerde farklı davranabilirdik odaklı daha iyiyi yapma çabası olursa. Konuşmayan, düşüncesini söylemeyen ekip, ekip ruhunu henüz yakalayamamıştır. Hiçbir şey duymuyorsanız bu toplantılarda, o zaman ekibin ilgisini yeteri kadar çekememişsinizdir henüz. Konuşturun onları, yapılmaya çalışanın getirileri konusunda ikna edin. Tüm "Developer" lar önce ikna edilmelidir.
 
Amsterdam'da çalıştığım ilk zamanlarda, henüz Scrum'a geçmemişken, "Sunset Review Meeting" ler yapardık. Bende alışkanlık olmuş, retrospective meetinglerde hala post-it kullanırım. Sorular, kapalı cevaplar, aynı anda açılan ve duvara listelenen post-it’ler, toplantıları eğlenceli olduğu kadar verimli de kılar!
 
Azimli ve hevesli bir ekibin parçası olmak kadar keyifli bir şey yoktur. Öncelikli olarak "common good" a odaklanırsak üretim ve başarının gelmesi kaçınılmazdır.
 
Tüm bunları yapabilmek içinse; Scrum Master'dan ya da bu görevi üstlenen sizseniz, Scrum Master olarak, ekibe;
  • Yönetim desteği
  • Verimli çalışılabilecek ortamı ( Tools for continous integration, none interrupted environment, free of impediments veya belirlenmiş kısa zamanda çözümlenen impediments)
  • Güven
  • Şeffaflık
sağlamalısınız.
 
Sizce tüm bu saydıklarım, ekibi, self-organizing, hyper productive  olma yolunda sorunsuz olarak ilerletebilecek mi? Tabii hayır! Yine de ekibe uymak istemeyen veya yeterliliği olmayan takım arkadaşlarınız olacaktır, bu kaçınılmaz. İşte bu zamanlarda benim yaptığım, yine yönetim desteği ile, ya onların kişisel gelişimleri için birebir çalışmak ya da yaptığım kabul görmüyorsa, doğal seleksiyona güvenmek :) Ekip karar verecektir.
 
Eminim bu satırları okurken, kendi tecrübelerinizi düşünmüş; aklınızda onay ya da itirazlar belirmiş, sorular birikmiştir. Yazımın başında söylediğimi tekrar etmek istiyorum; daha sık etkileşmeli ve paylaşımlar sayesinde birbirimizden yararlanmalıyız. Bu bakımdan daha sık yazıp, sizin paylaşımlarınızı da bu yazılara taşımak istiyorum.
 
Bununla birlikte; Nisan ve Mayıs aylarında düzenleyeceğim Scrum Master eğitimine katılmak isteyecekler  www.scrumdose.com adresindeki bloguma ulaşabilir; ekstra bilgi için ise bana e-mail atabilirler.  Eğitimimiz, interaktif alıştırmalar, Scrum ile hayata geçirilmiş projeler ve karşılıklı müzakereler eşliğinde uygulamalı olarak yapılacaktır.

1 yorum: